4 Eylül 2013 Çarşamba

Akciğere iyi gelen besinler nelerdir?

Akciğere iyi gelen besinler nelerdir?

Akciğerlerin sağlığını kaybetmesi başta solunum rahatsızlıkları olmak üzere pek çok hastalığın vuku bulmasında rol oynayan bir durumdur. Bu sebeple hem solunum rahatsızlığı yaşamamak hem de akciğerlerin sağlıklı olmasını sağlamak amacıyla bir takım besinlere ağırlık verilmesi şarttır. Peki hangi besinler akciğere iyi gelir? Akciğer hastalıklarını önlemede ve akciğerin sağlıklı bir biçimde kalması açısından ne tür besinlere ağırlık vermemiz gerekir? İşte yanıtları:

akcigere-faydali-besinler

Akciğere faydalı besinler

Akciğerlere iyi gelen besinleri düzenli bir biçimde tüketmeye özen göstermeniz gerektiği gibi, aynı zamanda besinleri gerektiğinden fazla tüketmemeye de itina etmelisiniz. Çünkü sağlıklı olan her şeyin fazla tüketiminin de zararları olabileceğini aklınızdan çıkartmayın. Besinleri gereken ölçüde düzenli olarak tükettiğiniz zaman pek çok akciğer hastalıkları ve hatta akciğer kanseri de önlenmektedir.

Akciğere iyi gelen gıdalar arasında soğan, elma, greyfurt, böğürtlen, çilek, kiraz, üzüm, su teresi, brokoli, turp ve zerdeçkırmızı yer alıyor. Bu gıdalar bilhassa da akciğer kanserini büyük oranda önlemektedir. Ancak bu yiyeceklerin arasında en çok öne çıkan ise zerdeçaldır. Çünkü zerdeçkırmızı antidepresan ve antioksidan özellikte olmasından dolayı kanser hücrelerinin gelişimini önlemektedir.


Bir önceki Hangi vitaminler hangi hastalıklara iyi gelir? başlıklı konumuzda hangi vitamin hangi hastalıklara iyi geliyor, hangi vitamin ne işe yarar ve hangi vitamin neye faydalı hakkında bilgiler sunulmuştu.

Etiketler: akciğere faydalı olan yemekler, akciğere hangi gıdalar faydalı, akciğere hangi yemekler iyi gelir, akciğere iyi gelen besinler, akciğere iyi gelen gıdalar, akciğere iyi gelen yemekler, akciğere ne iyi gelir, akciğere yararlı olan besinler, akciğerlere iyi gelen besinler, akciğerlere iyi gelen gıdalar, akciğerlere iyi gelen yemekler

2 Eylül 2013 Pazartesi

YORGUNLUĞUNUZ HASTALIK BELİRTİSİ OLABİLİR

Ama bazen izah edilmesi güç durumlarla karşılarız. Örneğin her birimizin enerjik ya da yorgun olduğu saatler farklıdır. Kimileri tam bir "gece kuşu"dur, gece yarısından sonra açılır; bazıları sabahları verimlidir, akşamları durgunlaşır. Bunlar bir miktarye kadar yapısal adetlabilir lakin bazen farklı sorunların belirtisi de olabilir. Bazı insanlar sabahları yataktan çok zor kalkarlar. Sanki gece boyunca ağır bir yük taşımış gibi sabah kendilerini yorgun hissederler. Canları giyinmek, sokağa çıkmak, hayata karışmak istemez. Kimileri sabah iyi kalkarlar ama gece olunca adeta çökerler. Bazıları yemeklerden sonra bitkin düşer. Bazı insanların çabucak pili biter! Kendini güçsüz, isteksiz, yaşlı hisseder Bu şikayetler o kadar yaygın ki! Çoğunlukla vitamin alıp geçiştirmeye çalışırız. Veya geçer deyip, bekleriz. Atlatabiliyorsanız, ne âlâ. Ama yorgunluk kronik bir hale gelmişse ciddiye almak gerekir. Araştırın Çünkü yorgunluğun tek nedeni yok. Yaşadığınız sıkıntılar; beslenme sorunlarından hareketsizliğe, kan şekerinden kabızlığa, sayı sorunlarından cinsel tatminsizliğe, strese, dolaşım bozuklukları, tansiyon veya kalp sorunlarına, su kaybından mineral eksikliklerine ve hormon dengelerine kadar uzanan adetsız nedeni olabilir. Her hormon farklı enerji yaratır Bugün yorgunluğun hormonlarla ilişkisini biraz sorgulayalım. Çünkü üzerinde en az durulan konu bu. Her hormon farklı bir enerji yaratır. Hormonlarda yetersizlik baş gösterdiğinde, yorgunluğun değişik şekilleriyle karşılaşırız.

* TİROİD hormonu yetersizse; en derin uykudan uyandığınızda bile yataktan çıkmak size zor gelir. Ancak ilginç olan, siz çalışmaya başlayınca, hareket ettikçe, bu yorgunluğun yavaş yavaş kaybolmasıdır. Yani sabahları "afyonu geç patlayan" insanlardan biriyseniz, bu ihtimali düşünmenizde fayda var.

* ÖSTROJEN veya TESTOSTERON hormonları yetersiz ise; yorgunluğunuz gün boyunca devam eder. Özellikle fiziksel olarak aktif olduğunuz saatlerde artar. Ne tüketmek yemenin, ne yapılan esprilerin size yararı olmaz. Hele hareketli bir gün geçirmek zorundaysanız, bu size işkence gibi gelir. Gün boyunca yalnızca yatağa girip uzanacağınız zamanı hayal ederseniz.

* KORTİSOL hormonu yetersizse; bu durum kendini daha fazla geceleri belli eder. Akşam saatlerinde dayanılmaz bir yorgunluk bastırır. Ayakta durmak size işkence gibi gelir. Hele gergin bir gün geçirmek zorunda kalırsanız, altında ezildiğini hissedersiniz. Kafanız karışır, uykunuz gelir, kaçacak delik ararsınız. Çünkü kortizon hormonunun eksilmesi strese karşı direnci düşürür.

* BÜYÜME hormonu yetersiz ise; yorgunluk gün boyunca yakanızı bırakmaz. Akşamları ise kendinizi tek kelime ile tükenmiş hissedersiniz. Gece yarısından sonra ayakta kalmanız imkansızdır. Eğer buna rağmen geç yatarsanız ertesi günü çok zor geçirirsiniz.

* ALDOSTERON yetersizliğinde; ayağa kalkmanız kendinizi yorgun hissetmeniz açısından gerekli. Vücudunuz canlansın! Yorgunluğun en iyi ilacı nedir biliyor musunuz? Hareket! Düzenli egzersiz ve hareket vücudumuzun enerjisini ve hormonlarımızı dengeler. Ve tabii beslenme şekli çok önemli. Son yıllarda yapılan araştırmalar taze görüşler ortaya çıkardı. Başta ekmek olmak üzere tüm hamur işleri, süt ürünleri, şeker, kahve, sirke, alkol ve mayalı ürün toplulukları yorgunluktan sorumlu tutuluyor. Çünkü bu gıdalar bizim enerjimizi tüketiyor, hormon üretimini engelliyor. Örneğin şeker süratle enerjimizi yükseltir ama aynı hızla tüketir ve bizi bitkin düşürür. Mayalı ürün toplulukları bazı hormonları emer ve kendimizi yorgun hissetmemize sebebiyet olur. Modern anti-aging uzmanları, tahıllar ve süt ürünleri konusunda uyarıyorlar. Çünkü tahılların da, süt ürünlerinin de, sindirilmeden bağırsaklarda 2-3 gün kaldığını ve bu süre içinde zehirli toksinlere dönüştüğünü belirtiyorlar. Ne yağlısı, ne de yağsızı artık öneri edilmiyor. Öte yandan, lahana ve portakalın sütten daha zengin kalsiyum kaynakları olduğu açıklanıyor.

Herkese farklı diyet

* Tiroid hormonunuz miktarmlerde düşük çıkıyorsa, beslenmenizde sebze ve meyvelere ağırlık vermelisiniz. Kırmızı ve ak et, yumurta gibi gıdalar tiroid üretimini güçleştirir.

* Yorgunluğunuz sex hormonları ve büyüme hormonuna bağlıysa, meyve ve sebzelerin yanı sıra daha fazla hayvansal protein almalısınız. Et, balık, tavutı ve yumurta...

* Yorgunluk ile birlikte sindirim sorunları yaşıyorsanız, haftada bir gün vücudunuzu dinlendirin. Yağsız, buharda pişmiş veya haşlanmış hafif yemekler yiyin.

* Yorgunluğu gidermek açısından alabileceğiniz en iyi takviyeler; C vitamini, B12, Demir ve Magnezyum dur. Magnezyum seviyesi düştüğünde kaslarımız çabuk yorulur. Coenzym Q da çok önemlidir. Kalbin daha fazla kan pompalamasını sağlayarak enerjinin tüm vücuda ulaşmasına yardımcı olur.

Hasta Bina Sendromu

Gözde sulanma, göğüste daralma, yorgunluk gibi sorunlar yaşıyor musunuz? Hasta bina sendromu na yakalanmış olabilirsiniz!

Hasta bina sendromu adı verilen modern çağın taze hastalığı, binaların hastalanması sonucu insanlarda meydana gelen hastalıklarnı ortaya koyuyor. Eğer işyerinde gözde sulanma, göğüste daralma, yorgunluk gibi sorunlar yaşıyorsanız ve binadan çıktıktan sonra bu sorunlar ortadan kalkıyorsa siz de hasta bina sendromuna yakalanmış olabilirsiniz.

Dünya Sağlık Örgütü nün (DSÖ) raporlarına göre; günümüz insanı zamanının ortalama yüzde 70 ini iş, yüzde 20 sini ev ortamında olmak üzere yaklaşık yüzde 90 ını kapalı mekânlarda geçiriyor. Özyaral ve Keskin kitapta, "Hasta bina sendromunu bazı binalarda yaşama veya çalışmayla geçici olarak ortaya çıkan bir dizi mukozal, derideki bazı semptomlar ve genel semptomlarda içermektedir" diyor.

Çalışanların ve işçilerin semptomatik olarak hastalandıkları belirtilerek, sorunun kaynağının ya da hastalıklarna sebebiyet olan binanın kendisi ya da burada verilen hizmetler olduğuna dikkat çekiliyor.

Hasta bina sendromu yaşayan kişilerde meydana gelen semptomlar ise aşırı yorgunluk, göğüs sıkışması ve diğer bazı semptomlar olarak dört ayrı kategoriye ayrılıyor. Bular deri, gözler, burun ve boğazda kuruluk, gözde sulanma veya burunda akıntı, göğüste daralma, tıkanıklık, sıkışma hissi ve devamlı yorgunluk hissi, baş ağrısı ya da keyifsizlik olarak çeşitlenebiliyor. Kişi binayı terk ettiğinde, semptomlar ortadan kalkıyor. Bu durum hastalığın bina ile olan ilişkisinin direkt göstergesi oluyor.

SENDROMUN SEBEPLERİ:

- Binaların havalandırılma şekli ve sistemi

- Hava kaynaklı kirleticiler

- İş stresi

- Binaları saran mikroorganizmalar

GÖRÜLME SIKLIĞIYLA İLGİLİ FAKTÖRLER:

- Kişisel faktörler (Cinsiyetinin kadın olması, bina hiyerarşisinde daha alelade işçi konumunda olmak)

- Bireysel faktörler (Kağıt tozu, sigara dumanı, ofis tozu, bilgisayarların daha fazla kullanılması)

KURTULMAK İÇİN NE YAPMALI?

- Kirlilik nedenlerinin ortadan kaldırılması

- Havalandırmanın güçlendirilmesi

- Havanın temizliği, solunan havanın kalitesinin artırılması

- Sürekli eğitimin sağlanması

- Ortamda olan bireylerle iletişimin geliştirilmesi

YORGUNLUĞU ÖNLEMEK İÇİN SAĞLIKLI BESLENİN

Bazı gıdalar gücümüzü ve canlılığımızı yok ederken, bazıları da enerji depomuzu doldurur bize güç verir.

Pek çok madde, az alındığı veya hiç kullanılmadığı takdirde insanı yıpratarak yorgunluğa yol açar. Özellikle de B, E, C ve A vitaminleri bu maddelerin başında gelir. Minarellerden de demir, bakır ve magnezyum eksikliği insanın gücünü kaybetmesine sebebiyet olur. Gerçekten kalıcı bir güce ve neşeye kavuşmak istiyorsanız, vücudun gelişmesinde gerekli olan yapı malzemelerinden amino asitleri yeterince almalısınız.

Hücreleri oluşturup dokuların yenilenmesini sağlayan amino asitler ayrıca kas hareketlerinin uygulanmasında ve vücut içinde oksijenin taşınmasında kullanılır. Özellikle de dinlendirici, depresyonu azaltıcı tabii bir amino asit olan Tryptophan ile hafızanın gelişmesini, her zaman dikkatli ve uyanık kalınmasına yardımcı temel bir amino asit olan Phenylalanin almanızda yarar var. Çünkü bunlar güçlendirici ve neşe verici hormonların çoğalmasını ve sağlam büyümesini sağlar.

Diğer yandan da vücuda yorgunluk ve bitkinlik veren gıda maddelerinde de uzak durmalı ya da az ölçüde tüketmelisiniz. Özellikle de hayvansal yağların bizi yorgun düşürüp, gücümüzü azaltığını unutmayın.

Yorgunluk veren gıda maddeleri: Alkol, asitli içecekler, hazır yemekler, yağ, sakatat, kahve, limonata, sığır eti, tatlı çeşitleri.

Canlandıran gıda maddeleri: Avokado, muz, yeşil çay, yoğurt, patates, kiwi, paraguvay çayı, turp, zeytin, pirinç, kırmızı pancar, balık, bezelye.

YORGUNLUĞA KARŞI BESİN DESTEĞİ

Yorgunluktan şikayet yapan kişiler açısından besin desteği büyük yarar sağlayabilir. Uzmanlarca önerilmiş besin takviyeleri;

B vitamin ailesi B-6, B-12 ve folik asidi de içeren B-11 vitaminlerinden oluşur. B6 vitamin eksikliği de demir gibi anemi ve kronik yorgunluk ile bağıntılıdır. B6 vitamini ihtiyacınızı muz, tavuk, hindi, patates, meyve suyu, karpuz, ıspanak ve bal gibi besinlerden karşılayabilirsiniz. B-12 vitaminin eksikliği ise homosistein seviyelerinin artmasına yol açar. Yüksek homosistein seviyesi kalp hastalıklarına yakalanma riskinin artması anlamına gelmektedir. Bu açığı da baklagiller, bonfile, ton balığı, balık, hindi, yoğurt, süt, tavuk ve peynir yiyerek kapatabilirsiniz.

C vitamini bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir antioksidandır. Hastalık veya stres durumlarında, bağışıklık sisteminin düzgün çalışması açısından gereken bir vitamindir.

Ayrıca C vitamini ile sağlıklı adrenal fonksiyonların çalışması da artıyor. Bu sebeple bu fonksiyonlar özellikle stresli durumlarla başa çıkabilmek açısından çok gereklidir. C vitamini açısından zengin besinler arasında brokoli, çilek, portakal, greyfurt, mango ve yeşil biber adetlabilir.

Magnezyum protein sentezi, enerji üretimi ve hücresel bölünme açısından gerekli olan çok önemli bir mineraldir. Günümüzde pek çok insanda magnezyum eksikliği görülmektedir.

Demir eksikliği de anemi ve kronik yorgunluğa yol açan önemli bir faktördür.

E vitamini çok önemli bir antioksidan koruyucu olarak hücreleri toksinlerden ve serbest radikallerden korumaktadır. Ayçiçek yağı, fıstık ezmesi, badem, ton balığı, somon, mısırözü yağı, zeytinyağı E vitamini açısından zengin besinler arasında yer alır.

Potasyum eksikliği yorgunluk ve kas zayıflığına yol açmaktadır. Bazı CFS hastalarında potasyum enerjinin artmasını sağlar.

Tıpkı bir yerimiz ağrığında olduğu gibi yorgunluk döneminde de vücudumuz bize bir takım uyarı sinyalleri gönderir. Mesajın özü bünyemize daha dikkatli bakmamız ve ona güç kazandırmamız gerektiğidir. Kronik yorgunluk yaşayan bir insan da durmadan vücudundan bu tür uyarı sinyalleri alır. Ancak önemli olan bu uyarılara gerek kalmadan sağlıklı bir biçimde beslenmek ya da uyarıyı aldığımızda hemen harekete geçmektir.

Bu sebeple de bilinçli bir beslenme ile yorgunluğa bir son verip, yediklerimize dikkat ederek daha sağlıklı bir yaşama kavuşabilir ve yorgunluk hissetmeyiz!

Sürekli Yorgunluğun 7 Temel Nedeni

Sağlıklı yaşadığınız halde kendinizi yorgun hissediyorsanız ve bunun sebebi normalin üstünde iş temposu değilse ciddi bir sağlık sorununuz olabilir. İşte yorgunluğun belli başlı 7 temel nedeni.

Kansızlık:

Üretkenlik çağınızda iseniz ve özellikle sayı dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız, bunlara bağlı kan kaybı nedeniyle kadınlarda yorgunluğun birinci nedeni olan anemi gelişmiş olabilir. Kanamalar sonucunda kanda oksijeni taşıyan alyuvarlardaki demirden zengin bir protein olan hemoglobin miktarı azalır. Dokular ve organlar yeterince oksijen almayınca bunun sonucu yorgunluktur. Kansızlığın diğer nedenleri iç kanama veya demir, folik asit ya da vitamin B12 eksikliği olabilir. Böbrek hastalığı gibi kronik sağlık sorunları da kansızlığa sebebiyet olabilir. Baş dönmesi, solukluk, üşüme hissi, kalp atımında hızlı hale gelme kansızlığın diğer belirtileridir. Kansızlığın tanısı açısından doktorunuz bir kan testi isteyecektir. Eğer sebep demir eksikliği ise demir takviyesi gibi kansızlığın nedenine yönelik tedavi uygulanır. Etkili tedaviyle yorgunluk, en geç 30 günde geçecektir.

Hipotiroidi:

Genel olarak enerji düzeyiniz sürekli düşükse, kendinizi tükenmiş ve hattâ biraz depresyonda gibi hissediyorsanız bunların sebebi yavaş çalışan tiroid bezi olabilir. Tiroid bezi vücudun enerji metabolizmasını kontrol eder. Kadınlarda zannedildiğindan çok daha yaygın olan tiroid bozukluğu T3 ve T4 gibi tiroid hormonlarının düzeyinin saptanmasıyla teşhis edilebilir. Bu hormonlar düşükse dışarıdan hormon takviyesi yapıldığında yorgunluk şikâyetiniz kısa zamanda geçecektir.

İdrar yolu enfeksiyonu:

Kadınların çoğunda idrar yolu enfeksiyonu yanma veya sık idrara gitme ihtiyacı gibi belirtilerle birlikte ise de bazı hastalarda hiçbir belirti olmayabilir ya da belirtiler hafif olduğundan fark edilmeyebilir. Sürekli yorgunluk da bu gibi idrar yolu enfeksiyonlarının tek belirtisi olabilir. Cinsel birleşme bakterileri idrar yolunun ağzından vajinaya doğru ittiğinden bu riski artırabilir. Bir idrar tahliliyle teşhis konulabilir. Genellikle ağızdan alınan bir antibiyotikle tedavi hızlı ve kolay sonuç verir. Yorgunluk da birkaç günde kaybolur. Bir süre sonra yorgunluk veya başka belirtiler tekrarlarsa tekrar idrar testi yaptırın çünkü bazı kadınlarda idrar yolu enfeksiyonları kroniktir.

Fazla kafein alımı:

Hızlı bir enerji desteği açısından çoğumuz kahve ya da kola içeriz ama bazı kadınlarda kafeinin fazlası ters bir etki yapabilir. Bir uyarıcı olan kafein, yüksek ölçüde alındığında yorgunluğa sebebiyet oluyor. Bu sebeple kafein tüketiminin daha da artırılması sorunun kötüleşmesinden başka işe yaramıyor. Çözüm; yaşantınızdan kafeini mümkün olduğu kadar çıkarın. Bu, yalnızca kahvenin değil çikolata, çay, kola ve kafein içeren bazı ilaçların da kesilmesi anlamına geliyor.

Besin intoleransı:

Besinlerin bize enerji verdiği kabul edilir ama bazı doktorlar gizli besin intoleranslarının bunun tersine yol açtığına inanıyor. Hafif bir besin intoleransı bile uykunuzun gelmesine yol açabilir. Tolere edemediğiniz yani yendiğinde size, sizin bu besine bağlamadığınız ve ondan olduğunu düşünmediğiniz rahatsızlıklar verebilen bazı besinler olabilir. Bu besinlerin farkında olmadan sürekli yenilmesi kendinizi,sürekli yorgun ve tükenmiş hissetmenize sebebiyet olabilir. Eğer belirli besinleri yedikten sonra 10-30 dakika içinde uykunuz geliyor, kendinizi kötü hissediyorsanız şüphelendiğiniz besinleri beslenmenizden çıkarın. Böyle bir şüpheniz varsa doktorunuzla konuşun.

Uyku apnesi:

Yeterli uyku uyumuyorsanız bu bir yorgunluk sebebi olabilir. Ama ya gerekli uyku uyuyup ta aslında uykunuzu almadığınızı bilmiyorsanız? Uyku apnesi olarak bilinen yapıda siz uykuda iken daima her gece birçok kez nefes almanız durmaktadır. Sonuç, gece kaç saat uyursanız uyuyun bütün gün yorgun olmanızdır. Uyku apnesi konusunda uzmanlaşmın bir doktorun yardımıyla uyku laboratuvarında bu hastalığa tanı konulması mümkün haldedir. Uyku apneniz varsa doktorunuz kilo verme ve sigarayı bırakma gibi yaşam tarzı değişimleri önerecektir. Siz uyurken hava yollarını aleni tutan cihazlar veya nefesle tetiklenen basınçlı hava cihazları kullanılabilir. Aşırı olgularda, gerekli hava akımının sağlanması açısından ameliyat gerekebilir.

Tanı konmamış kalp hastalığı:

Elektrikli süpürgeyle evi temizlemek, bahçe işleri veya olağan günlük işlerinizi yapmak gibi alelade işler sizi yoruyorsa, kalbiniz SOS sinyali gönderiyor olabilir. Eğer bu basit hareketlerle gelen yorgunluk hissi hele birdenbire ve sebepsiz yere ortaya çıktıysa, ciddi durumların habercisi olabilir, beklemeden doktorunuza danışmalısınız.

Kronik Yorgunluk Sendromuna Dikkat!



Son yıllarda birçok kişi sürekli yorgunluk hissi ve halsizlik nedeniyle hastaneleri sürekli ziyaret ediyor. Tıp dünyasında Kronik yorgunluk sendromu olarak adlandırılan rahatsızlık hakkında Dr. Mehmet Yavuz açıklamalar da bulundu.

Manyetik Alan Eksikliği, Kronik Yorgunluk Sendromuna

Neden Oluyor…


İnsan sağlığı açısından bilinenden çok daha önemli bir yer tutan biyomanyetik alan, yeryüzündeki manyetik alanlarla şekillenir.

Yer kabuğunun doğkırmızı bir manyetizması vardır. Bu manyetik etkileşim, hücre zarlarında madde alışverişlerini mümkün kılar. Böylece bir fabrika gibi çalışan hücrenin, atık maddeleri ve toksinleri bünyesinden uzaklaştırarak, su, besin maddeleri, oksijen ve gerekli mineralleri alarak işlevinin uygun bir seyirde ve canlılık içinde sürdürmesini mümkün kılmaktadır.

Günümüz dünyasında, gelişen teknolojiyle birlikte, insan hayatının doğkırmızı manyetizması da bozulmaktadır. Atmosferimizdeki haberleşme araçlarımızın yaydığı sinyaller, yüksek gerilim hatlarından yayılan radyasyon ve günlük yaşamımızın bir parçası haline gelen elektronik cihazlarımızın yaydığı dalgalar normalin üstünde bir elektromanyetik kirliliğe yol açmaktadır.

Hayat enerjimizin kaynağı olan biyomanyetik alanımızı bir mıknatıs gibi emen bu etkenler, başta kronik yorgunluk sendromu olmak üzere birçok hastalığın da temelini oluşturur.

Hastalık Tansına Dikkat Yanlış Tanı Konulabiliyor

Temelde baş ağrısı, baş dönmesi, sıkıntı, bunaltı, endişe, kaygı gibi belirtilerin yanı sıra, aynı zamanda depresyon belirtileri taşıyan; uyku dengesizlikleri, halsizlik, isteksizlik, kırgınlık şikayetlerinin altında kronik yorgunluk sendromu yatabilir.

Bu hastalığın teşhisinde, belirtilerin birçok hastalığın belirtileriyle aynı olmasından kaynaklanan tanı problemleri yaşanmaktadır. Vakit ayrılıp, dikkatlice incelenmeyen hastalara genelde salt depresyon teşhisi konulduğundan, iyileşemeyen hastaların doktor ve hastanelere olan güvenleri de zedelenmektedir.

Kronik Yorgunlukta En İyi Tedavi Magnototerepi…

Uzay koşullarında manyetik alan olmadığı açısından ilk kez astronotların hücre zar transferlerini sağlıklı bir biçimde gerçekleştirebilmeleri açısından suni manyetik alan oluşturmak amacıyla üretilen Magnetoterapi, sonraki yıllarda yapılan araştırmalarla da kanıtlanmıştır.

Yer kabuğunun statik manyetizmasından daha da etkin olan pulsatif manyetik alan, hücre zar hareket periyodikliği ile daha uygun bir etkileşim oluşturmaktadır. Enerji eksikliği, genel ağrı, baş ağrısı ve yorgunluk, manyetik alan eksikliğinin sonucu olarak ortaya çıkar.

Kronik yorgunluk sendromunun da belirtileri olan bu gibi şikayetler, insan vücuduna dışarıdan verilen Magnetoterapi ile giderilebilir. Magnetoterapi’nin vücuda uygulanmasıyla manyetik dalgalar dokudan geçer ve ikinci akım oluşturur. Bu akımlar manyetik alan ile birleşince hücrelerdeki elektronlara ısı verir. Özellikle çalışan ve yaşlı insanların sıklıkla şikayet ettiği kas ağrıları, bu ısı sayesinde giderilebilir.

Diş Ağrısına, Omuz Ve Eklem Ağrılarına Çözüm Sunuyor…

Magnetoterapi ile kandaki kalsiyum ve kolesterol miktarı azalınca, hemoglobin daha hızlı hareket eder. Yüksek tansiyona sebep olan diğer maddelerde de azalma görünür. Kan temizlenir ve akışı hızlanır. Kalp rahatlar ve acı yok olur. Yönetici sinirler normale döner ve onların yönettiği organlar daha düzgün çalışır. Kan akımının iyileşmesinden dolayı besleyiciler daha kolay ve verimli biçimde taşınır.

Magnetoterapi aynı zamanda cilt, yağlı dokular ve kemikleri de canlandırır. Başta diş ağrısı olmak üzere, omuzlar ile eklem yerlerindeki ağrı ve sızıları giderir, hücrelerin büyümesini destekler.

Magnetoterapi’nin en önemli etkilerinden biri de vücudun kendi kendini iyileştirme özelliğini desteklemesidir.

Dr. Mehmet Yavuz

Kronik Yorgunluk Sendromu

Sabahları yataktan zor kalkma ve kendine gelememe, işte konsantrasyonun azalması, vücutta sürekli hissedilen bir kırıklık, sürekli yorgun hissetme ve dinlenememe gibi şikayetler kronik yorgunluk sendromuna işaret. Bunun dışında bazı fiziksel problemler de şikayet tablosuna ekleniyor; boğaz ve kas ağrısı, çeşitli eklemlerde kızarıklık, taze oluşan şekil değiştiren baş ağrısı bunların başında geliyor. Son zamanlarda daha sık duymaya başladığımız Kronik Yorgunluk Sendromu Amerika da 1980 li yıllarda tanısı konmuş, ülkemizde de gün geçtikçe daha çok rastlanan bir sorun.Mayo Clinic Uzmanları yaptıkları araştırmalar sonucunda bu rahatsızlığın kadınları erkeklerden daha çok etkilediğini, bütün ırklarda görüldüğünü özellikle 20-40 yaş arasındaki grubu etkilediğini ortaya çıkarmış. Kronik yorgunluk sendromu az da olsa ergenlik çağındaki çocuklarda hatta çok az olmakla birlikte 12 yaş altında da görülmüş.

SEBEBİ NEDİR? Bu sorunun sebebi henüz tam bilinmiyor. Bazı uzmanlar sebep olarak bağışıklık ve sinir sisteminin hassaslığını gösteriyor. Ayrıca genetik, önceden geçirilmiş herhangi bir fiziksel rahatsızlık, cinsiyet, çevre, stres gibi konular üzerinde de duruluyor. Bu faktörlerin hastalığı başlatabileceği ya da geliştirebileceği düşünülüyor lakin henüz tam sonuca ulaşılmış değil. Uzmanların ortaya attığı bir başka iddia ise bir virüsün bu rahatsızlığa sebep olabileceği. Espstein Barr Virüs (EBV) adlı virüsün hastalığın gelişiminde rol aynadığı düşünülmüş lakin hastalar üzerinde yapılan incelemelerde virüse rastlanmamış. Halen başka virüslerle ilgili araştırmalar devam ediyor. Kansızlık, düşük kan şekeri, fiziksel ve nörolojik nedenlerle ilgili çalışmalar da devam ediyor.

TANISI ZOR

Kronik yorgunluk sendromunun tanısını koymaya yarayacak özel bir test bulunmuyor. Dr. Joel Klein Hepimizin kendini yorgun hissettiği zamanlar olabilir. Ancak kronik yorgunluk sendromu, yorgunluk ve enerjinin düşük olmasından farklı bir durumdur. Belirtileri birden ortaya çıkar ve rahatsızlık verecek derecede etkiler. Altı ay veya daha uzun süre devam edebilir şeklinde açıklıyor.

ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

Stresi kontrol altına almak şart. Doğru beslenmek, ideal kiloyu korumak ve fiziksel egzersizler yapmak da yararlı olabilir. Ayrıca uyku düzenine dikkat etmek gerekir. Rahat bir uyku açısından yatağa girmeden önce günlük bütün stres nedenlerinizi aklınızdan uzaklaştırmak, hoşa giden konuları düşünmek veya hoşlandığınız bir filmi seyretmek, düzenli bir uyku sağlayabilir. Alkol ve sigarayı azaltmak da yorgunluktan kurtulmada en önemli etkenlerden birisidir. Mümkünse iş yoğunluğunu azaltmak, hatta kısa süreli bile olsa iş ortamından uzaklaşmak faydalı olabilir.

 
fx15 rephair formoline epila tüy dökücü indir diyet zayıflama