4 Mayıs 2013 Cumartesi

Hurma Diyeti ile Zayıflama

Hurma içinde barındırdığı birçok vitamin nedeniyle öğünlerde tüketilmesi mutlaka tavsiye edilen bir gıdadır. Özellikle yapılan araştırmalar, hurmanın tok tutma özelliği sayesinde açlık hissini giderdiği ve diyet yapan kişilere önemli bir yardımcı olduğunu gösteriyor. Araştırmaların bir diğer dikkat çekici sonucu ise, şişmanlık sorunu yaşayan hastaların öğünlerine hurma ile başlayarak hızlı ve sağlıklı bir şekilde kilo vermesidir.
Tıbbi çalışmalar ile henüz yeterince kanıtlanmamış olsa da, hurmanın tok tutucu özelliği sayesinde sindirim sistemini daha hızlı çalıştırdığı ve daha kolay kilo verdirdiği düşünülüyor. Hurma diyetinin uygulanması için en uygun ayın ramazan ayı olduğu önerilse de diğer aylarda da aynı diyetin uygulanabileceği düşünülmekte. Özellikle yemek öncesinde tüketilen hurmanın, daha az yemek tüketimini sağladığı bilinmekte. Bu sayede öğünlerde aşırı kalori alımı da engellenebiliyor.

Hurma üzerinde yapılan araştırmalar, hurmanın birçok vitamini içerisinde barındırması nedeniyle vücutta önemli yararlar sağladığını göstermekte. Ayrıca hurmanın içerisinde şeker bulundurmasına rağmen şeker hastaları için herhangi bir sorun teşkil etmediği düşünülüyor. Son zamanlarda popüler hale gelen hurma diyetinin zayıflamak isteyen ancak aç kalmaktan şikayet eden hastalar için ideal bir program olduğu düşünülmekte. Hurmanın içinde bulunan lif özelliği sayesinde sindirim sisteminde düzenleyici bir etkisi de bulunuyor. Bu etki aynı zamanda bağırsaklarda hareketlenmeyi sağlayarak kilo kayıplarını ortaya çıkarıyor.

24 Nisan 2013 Çarşamba

Hamilelikte Karşılaşılan Sırt Ağrılarıyla Doğkırmızı Yollardan Baş Edin

Hamilelik süresince karşılaşılan sırt ağrıları vücudun yorgun düştüğünün ve dinlenmeye ihtiyaç duyduğunun göstergesidir. Hamilelik döneminde ortaya çıkan sırt ağrılarının kilo alımı gibi birçok nedeni olabilir. Anne adayları bu süreçte ilaç kullanmak yeri

Hamilelik süresince karşılaşılan sırt ağrıları vücudun yorgun düştüğünün ve dinlenmeye ihtiyaç duyduğunun göstergesidir. Hamilelik döneminde ortaya çıkan sırt ağrılarının kilo alımı gibi birçok nedeni olabilir. Anne adayları bu süreçte ilaç kullanmak yerine bazı doğkırmızı yollardan ağrılarını hafifletebilirler.

Hamilelikleri süresince vücudun dengede durmasını zorlaştıran ve bu nedenle sırt ağrılarına neden olan topuklu ayakkabılardan kaçınılmalıdır. Ayrıca uzun süre ayakta durmak ve ağır yük kaldırmak da hamilelik süresince ortaya çıkan sırt ağrılarının nedenleri arasındadır.

Diğer önemli bir nokta annenin oturma pozisyonudur. Sırt mümkün olduğunca düz tutulmalı ve sırtın düz durumda tutulmasına yardımcı sert koltuklarda oturulmalıdır. Bitkisel yağlar kullanılarak uygulanan sırt masajları ve kas gerilmelerini engelleyen sıcak su torbaları sırt ağrılarının hafiflemesine yardımcı olur.

Deniz tuzları ile hazırlanan ılık bir banyo sırt ağrılarından kurtulmanın yanı sıra vücudun rahatlamasına da yardım eder. Anne adayları araba kullanırken ve otururken destek olarak yastık kullanabilirler. Bazı egzersiz hareketleri ile de sırt ağrılarını hafifletmek mümkündür. Bu egzersiz hareketlerini öğrenmek için bir uzmandan yardım alınması gerekir. Anne adayları hamilelik süresince mümkün olduğu kadar dinlenmeli ve vücutlarını rahatlatmaya çalışmalıdırlar.

Kaynak: http://www.ayushveda.com/

Hamilelik Döneminde Baş Ağrısı

Hamilelik döneminde oluşan baş ağrıları ile ilaç tedavisine başvurmadan başa çıkma gerekir. Anne adayının ilaca başvurmadan uygulayabileceği birçok yöntem bulunmaktadır. Anne adayı baş ağrılarından kurtulmak ve baş ağrılarını engellemek için derin nefes

Hamilelik döneminde oluşan baş ağrıları ile ilaç tedavisine başvurmadan başa çıkma gerekir. Anne adayının ilaca başvurmadan uygulayabileceği birçok yöntem bulunmaktadır.

Anne adayı baş ağrılarından kurtulmak ve baş ağrılarını engellemek için derin nefes alma ve rahatlama tekniklerini uygulayarak rahatlayabilir. Bunun yanı sıra gözlerinizi kapayarak dinlenmek de baş ağrılarının azalmasına yardımcı olur. Düzenli yemek yemek, düzüenli uyku ve kafein gibi baş ağrısına neden olan maddelerden kaçınmak baş ağrılarının engellenmesine katkıda bulunur.

Eğer baş ağrılarınız bu metotlar ile iyileşmezse Tylenol içebilirsiniz. Eğer bu yöntem de baş ağrılarınızdan kurtulmanıza yardımcı olmazsa mutlaka bir doktora başvurunuz.

Doğum ile merak edilen konular

Normal doğum ne kadar sürer? Normal doğum başlangıcı, tıbbi olarak, rahim ağzının 4 cm aleni olduğu ve doğum sancılarının düzenli olarak girdiği dönemdir. Bundan öncesi doğum süresine dahil değildir. Doğumun aktif olarak başlamasından sonra, ilk do

Normal doğum ne kadar sürer?

Normal doğum başlangıcı, tıbbi olarak, rahim ağzının 4 cm aleni olduğu ve doğum sancılarının düzenli olarak girdiği dönemdir. Bundan öncesi doğum süresine dahil değildir.

Doğumun aktif olarak başlamasından sonra, ilk doğumunu yapacak olanlarda, saatte 1 cm’lik açılma olur ve yaklaşık 6-8 saat sonunda tam açılma gerçekleşir. Bundan sonra ıkınma aşamasına gelinir. Bu aşamanın süresi anne adayının gücüne bağlıdır. Yarım saat ile bir saat arasında doğumu yapabilir. İkinci doğumunu gerçekleştiren annelerde bu süre iki saat daha azalır, üçüncü doğumda artı yarım-bir saat daha azalır. Dördüncü doğumda ise artık doğumhaneye girdikten yaklaşık 4-5 saat sonra doğum gerçekleşir.

Yalancı doğum sancısı nedir?

Bu sancılar, özellikle ilk anneliğini yaşayacak olanların en sık düştüğü tuzaktır. Hastaneye giderler ve eve geri gelirler. Yalancı doğum sancısı, henüz doğum sancısı olmayan dönemde görülen sancıdır ve düzensizdir. 34’üncü haftada bile başlayabilir. Sancı girer, kısa sürer ve çıkar; daha sonra tekrarlayabilir. Bu durumda sancının ne kadar zamanda bir geldiğine, istirahatle geçip geçmediğine bakmak gerekir. İstirahatle geçiyorsa, bu, doğum sancısı değildir. Yine eğer düzensiz sancılar şeklindeyse, gerçek doğum sanıcısı olamaz.

Yalancı doğum sancısı doktora gitmeyi gerektiren bir durum değildir. İstirahat ederek, sancıların düzenli hale geleceği zamanı bekleyerek ve her şeyden önemlisi, sol yana yatıp bebeğin hareketlerine dikkat ederek doğum zamanı beklenmeli. Yalancı doğum sancısı, çoğu zaman kendi kendine geçer. Doğuma hazırlayıcı kasılmalar da, 32’nci haftadan itibaren görülebilen, tamamen masum, rahim kasının esas doğum kasılmalarına antrenman olarak yaptığı kasılmalardır.

Normal doğumda epidural anestezi yapılabilir mi?

Epidural anestezi, omuriliği dıştan saran zarın etrafına yapılan bir anestezi ile belden aşağısının uyuşturulmasıdır. Anestezi maddesi yavaş yavaş yayılarak rahim kasının sancı duyma özelliğini azaltır. Kasılmalar olur fakat sancılar olmaz. Epidural anestezi, normal doğumda aktif dönem başladıktan sonra, yani 4 cm’lik açıklık ve düzenli sancılar başladıktan sonra uygulanabilir. Eğer iyi uygulanmışsa, doğumun seyrini hiçbir şekilde değiştirmez, hatta rahmin daha iyi açılmasını sağlar. Esas önemli an, ıkınma evresi başladıktan sonradır.

Anestezi uzmanının yapacağı en ufak bir yanlışla doğum vakumla gerçekleşmek zorunda kalabilir. Ya da hiç yanlış olmasa, doz iyi bir şekilde verilmiş olsa bile, epiduralden sonra bebeği vakumla çekme olasılığı, hiç anestezi uygulanmayan normal doğumda yüzde 1 civarındayken, epiduralde yüzde 4-5’e çıkar. Vakumun bebeğe hiçbir zararı yoktur, sadece müdahaleli doğuma girer.

Hangi durumlarda normal doğum tercih edilmez?

Doğum biçimine karar vermek için 34-36’ncı haftalar arasını bekliyoruz. Çünkü bu dönemde bebeğin aşağı yukarı kaç kilo doğacağı belli oluyor. Pelvis dediğimiz çatı muayenesini yapıyoruz. Buna göre normal doğum kararı veriyoruz. Ancak, son ana kadar normal doğum sezaryene dönüşmek zorunda kalabilir. Bebek sıkışabilir, kalp atışları azalabilir. Bebeğin vücudu çıkana kadar “sezaryenden kurtuldun” demek mümkün değil.

Kesinlikle normal doğum yapılamayacak durumları şöyle sıralayabiliriz: Bebeğin yatay durması, plesantanın doğum kanalını tıkaması veya bebeğin aşırı iri olması. Öteki durumlarda ise biraz risk alarak normal doğum gerçekleşebilir ama sezaryen daha uygundur. Örneğin, ilk doğum olup da bebeğin ters durması durumunda normal doğum mümkündür, ama sezaryen daha uygundur. Çoğul gebeliklerde bebeklerin pozisyonları uygunsa da sezaryen gerekebilir. Doğum uzamışsa, bu bir şeylerin ters gittiği anlamına gelir; normal doğum sezaryene dönüşebilir.

“Kesinlikle normal doğum yapamazsın” ya da “yapabilirsin” denilen durumlar çok azdır. Doğum şekline doktor değerlendirmesi sonucunda karar verilir.

Normal doğum sonrasında anne neler yaşar?

Aslında doğumdan altı saat sonra anne, bebeğiyle birlikte taburcu olabilir. Ama biz daha güvenli olsun diye 12-24 saat anneyi hastanede tutuyoruz. Anne, doğumdan sonra, dikiş atılan bölgede zaman zaman sancı yaşayabilir, ama buna ağrı kesiciler etki eder. Doğumdan sonra yemeğini hemen yiyebilir, ayağa kalkabilir, idrarını yapabilir. Sezaryene göre normal hayata dönüş çok daha kısa sürer.

Doğumun başladığı nasıl anlaşılır?

Doğum sinsi bir olay değildir, anne adayı çoğu zaman hisseder. En tipik şekli, belden başlayan ve karına doğru giden kasılma ve gevşemeler oluşmasıdır. 10 dakikada üç sancı gelmeye başlamışsa ve her biri 40-50 saniye sürüyorsa, bu sancılar anne adayını rahatsız ediyorsa, hastaneye gitme zamanı gelmiş demektir.

İkinci sık görülen doğumun başlama şekli, nişan gelmesidir. Rahim ağzını tıkayan, nişan denilen kanlı bir akıntı geldiği zaman rahim ağzı açılmaya başlamış demektir. Genelde 24 saat sonunda, bazen de üç güne kadar uzayan bir süre sonunda doğum sancılarının başlayacağı anlamına gelir. Daha az görülen doğum başlama şekli de suyun boşalması, daha da ender görüleni, kanama olması, belde hiç geçmeyen ağrı görülmesidir.

Normal doğumun sezaryene göre avantajları var mı?

Hem anne için hem bebek için uygun koşullar yerine gelmişse, risk faktörü saptanmamışsa normal doğum daha avantajlıdır. Ancak en ufak bir risk dahi saptanmışsa normal doğum yapılmamalı. Bazı ülkelerde, özellikle az gelişmiş ülkelerde normal doğum oranları daha fazla. Çünkü daha fazla risk alınabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, bir sağlık kuruluşu yüzde 17’nin üzerinde sezaryenle doğum gerçekleştiriyorsa gereksiz yere sezaryen yapıyor; yüzde 17’nin altında sezaryen gerçekleştiriyorsa gereksiz yere normal doğuma zorluyor demektir. Özel hastanelerde bu durum tersine dönmüş durumda, sezaryenle doğum çok daha fazla.

Normal doğumun riskleri var mı?

Dikkatli değerlendirme yapılmamışsa, ihmal varsa, normal doğum son derece riskli hale gelebilir. Doğum uzamışsa, herhangi bir şekilde ilerlemiyorsa, yani rahim ağzındaki açılma 10 saat sonra da 4 cm’yi geçmemişse ve bu şekilde doğum devam ediyorsa sorun vardır. Ya annenin çatısında darlık vardır ya da rahim kasılmıyor demektir. Bu durumda normal doğuma zorlamanın bir anlamı yok. Bundan 50 yıl önce 3-6 gün süren doğumlar oluyordu. Bebekler yaşamıyordu tabii. Günümüzde artık 12 saatten uzun süren doğumlarda sezaryeni tercih ediyoruz. Çünkü anne adayının normal doğuma uygun olmadığını görüyoruz.

Normal doğum sırasında soru yaşanırsa ne yapılır?

Normal doğumun her aşamasında sezaryene geçilebilir. Bebekle ilgili durumlar; bebeğin sıkışması, kalp atışlarının azalması, annenin bebek rahimdeyken kakasını yapmış olması (mekonyum), normal doğumun yarıda kesilmesine neden olabilir.

Anneyle ilgili durumlar ise annenin doğumunun ilerlememesi, yani rahim ağzının açılmasının devam etmemesi halinde annenin sancı çekiyor olması, bazen rahim ağzında açılma olmazken sancının da olmaması ve suni sancı verilmesine rağmen doğumun ilerlemiyor olması.

Ayrıca, beklenmedik bir şekilde kanama meydana gelirse, bu da anneyle ilgili bir sezaryen nedenidir. Normal doğum ilk evresindeyken, yani 9-10 cm’lik açılmaya kadar olan dönemde tek çare sezaryenken, ikinci evre olan ıkınma evresine gelindiğinde ise vakum veya forseps denilen aletlerle bebeğin başından çekilmesi gerekir. Anne adayının ıkınma ile yapması gerekeni dışarıdan müdahale ile yapmış oluruz.

Sigara içmek ölü doğum oranlarını arttırıyor!

VKV Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve www.tupbebek.com sitesi Medikal Direktörü Dr. Senai Aksoy, hamilelikte sigara içmenin zararları hakkında bilgi veriyor!

Sigaranın hamilelikteki etkileri nelerdir?

Hamilelik sırasında sigara içtiğinizde bebeğinize giden ve büyümesi için gereksinim duyduğu kan, oksijen ve besin maddelerinde azalmaya neden olursunuz.

Sigara içmeniz durumunda bebeğinizin düşük doğum ağırlığı ile doğma riskini yaklaşık 2 kat arttırırsınız.

1998 yılında ABD’de hamilelikleri süresince sigara kullanan annelerden doğan bebeklerin %12’si düşük doğum ağrılığı ile dünyaya gelmiştir.

Yaşına göre düşük doğum ağrılıklı dünyaya gelen bebekler doğum sonrası bazı sağlık problemleri açısından yüksek risk taşırlar. Bunların en önemlileri serabral palsi (felç), zeka geriliği ve hatta ölüm riskidir.

Öte yandan sigara içilmesi erken doğum riskini de %30 oranında arttırır. Bununla birlikte gebeliğin 16. haftasında sigarayı bırakan bir anne adayının bebeğinin düşük doğum ağrılıklı olma riski hiç sigara kullanmayan bir anne adayı ile aynı düzeye iner. Yani sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir.

Sigaranın hamilelikteki olumsuz etkileri bunlarla sınırlı değildir. Hamilelikte ortaya çıkabilen bazı problemler sigara içen kadınlarda daha fazla görülür.

Örneğin sigara içen kadınların düşük yapma olasılığı içmeyenlere göre daha fazladır. Benzer şekilde plasenta previa ya da plasentanın erken ayrılması durumu da sigara kullanan kadınlarda 2 kat fazla karşılaşılan bir durumdur.

Plasentanın erken ayrılması durumunda hem anne adayının hem de bebeğin hayatı ciddi oranda tehlikeye girer.

Erken doğum riskinin yanı sıra sigara bazı doğumsal anomalilerin görülme riskini de arttırmaktadır.

Yeni yapılan bir çalışmada hamileliğin ilk 3 ayı boyunca sigara içen kadınların bebeklerinde daha fazla yarık damağa rastlandığı bildirilmiştir.

Sigaranın gebelikteki belki de en korkutucu etkisi ölü doğum riskinde yarattığı artıştır. H

amilelikleri süresince sigara içen kadınların bebeklerinin herhangi bir dönemde anne karnında hayatını kaybetme şansı sigara içmeyenlere göre çok daha fazladır .

Doğum sonrası etkileri

Sigara ve tütün ürünlerinin olumsuz etkileri sadece hamilelik ile sınırlı değildir. Hamileliğiniz boyunca sigara içmiş ve herhangi bir sorun yaşamadan bebeğinizi dünyaya getirmiş olmanız bundan sonra sorun yaşamayacağınızın garantisi değildir.

Çünkü hamileliği süresince sigara içen kadınlardan doğan bebeklerde "ani bebek ölümü sendromu" görülme riski yaklaşık 2 kat artmaktadır.

Ani bebek ölümü sendromu bulunabilen herhangi bir neden olmaksızın bebeğin hayatını kaybetmesidir.

Doğum sonrası bebeğin bulunduğu ortamda sigara içilmesi de ani bebek ölümü sendromu riskini artırmakla birlikte bebeğin sigara dumanına anne karnındayken maruz kalması daha büyük risk yaratmaktadır.

Ani ölüm dışında bu bebeklerde doğum sonrası astım gibi bazı kronik sağlık problemlerine de daha fazla rastlanmaktadır.

Anneleri hamilelikleri süresince sigara içen çocukların okul performansları da yaşıtlarına göre daha düşük olmaktadır.

Bu çocuklarda matematik başta olmak üzere öğrenme bozuklukları izlenmektedir. Yine benzer şekilde bu çocuklarda davranış bozuklukları ve antisosyal davranışlara da daha sık rastlanmaktadır.

Sigaranın etkilerini özetleyecek olursak

Sigara düşük riskini arttırır.

Sigara yarık damak gibi bazı doğumsal anomalilerin görülme riskini arttırır.

Sigara erken doğum riskini arttır.

Sigara plasenta previa ve abrubtio plasenta riskini arttırır.

Sigara düşük doğum ağrılığı görülme oranlarını %30 arttırır.

Sigara anne karnında bebek ölüm riskini arttırır.

Sigara çocukta ileri dönemlerde astım ve benzeri kronik hastalıkların görülme riskini arttırır.

Sigara çocuğun ileriki yaşamında öğrenme yeteneğinde azalmaya neden olur.

Sigara çocuğun hiperaktif olmasına neden olabilir.

Sigara çocukta davranış bozukluğu görülme riskini arttırır.

Sigara çocuğunuzun da ileride sigara bağımlısı olma riskini arttırır.

Yapılan çalışmalar günde içilen sigara adetsı ile risk arasında doğru bir ilişki olduğunu göstermektedir.

Yani ne kadar çok sigara içerseniz yukarıdaki problemlerle karşılaşma riskiniz o kadar artmaktadır.

Ancak bir günde içtiğiniz sigara adetsını azaltmanız riski azaltmakla birlikte tamamen bırakmadığınız sürece sıfıra indirmez.

Sigara kullanımının güvenli bir adetsı yoktur. Günde 3 - 5 tane sigaranın zararı olmaz demek mümkün değildir.

Ancak doğkırmızı olarak karşı karşıya kalacağınız risk daha az olacaktır. İdeal olan hamile kalmadan önce sigaraya veda etmektir.

İşte hamileyken sigarayı bırakmanız için 10 neden

Sigarayı bıraktığınızda bebeğiniz de bırakmış olacaktır.

Bebeğiniz doğduğunda yaklaşık 200 gram daha ağır olacaktır.

Bebeğinizin doğum sonrası hastanede kalış süresi daha kısalacaktır

Hamileliğiniz daha rahat geçecektir.

Hamileliğiniz daha sağlıklı geçecektir.

Bebeğinizin karnınızda ya da doğumdan sonra ölme riski azalacaktır.

Doğum sonrası bebeğinizde astım ve alerji gibi hastalıkların görülme riski azalacaktır.

Sütünüz daha sağlıklı olacaktır.

Hastalık riskiniz azalacağından çocuğunuzun büyümesini daha keyifli izleyebileceksiniz.

Sigaraya vereceğiniz parayı bebeğiniz için harcayabileceksiniz.

Süt arttırma önerileri

Birçok kadının en güzel rüyasıdır bir çocuk sahibi olabilmek. Ancak hamilelik ve süt verme dönemi ise bazen kilo alma açısından bir karabasana dönüşebilir.

Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, annelere sütlerini artırırken, kilo vermelerine de yardımcı olacak 10 ipucu veriyor.

Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız veya lohusalık döneminde iseniz işte size kilo almadan süt artırmanın yolları;

1)Gebelikten sonra otoimmun tiroid hastalıklarının ortaya çıkmasında bir artış olur. Eğer lohusalık depresyonunuz var ise ve kilo artışı yaşıyorsanız bu açıdan öncelikle bir iç hastalıkları uzmanına muayene olmanızda fayda var. Hem tiroid, hem şeker hem de genel metabolizmanızın değerlendirilmesi iyi olur.

2)Toplumda şekerli yiyeceklerin ve içeceklerin anne sütünü artırdığı ile ilgili yanlış bir inanış vardır. Bu tür yiyecekler sütü artırmaz. O nedenle loğusa şerbetleri, hazır meyve suları, şeker eklenerek yapılmış kompostolar, helvalar, tatlılar ve çikolatalardan uzak durun.

3)Sütü artıran en önemli madde sudur. Ne kadar çok su içerseniz o kadar çok sütünüz olur. Özellikle her yemekte 2 bardak su için. Yediğiniz her meyveden sonra su için. Ortalama 10-12 bardak su içmeye özen gösterin.

4)Su oranı yüksek olan sebzeler ve meyveler çok süt yapar. Her yemeğinizin yanında bolca yeşil salata yiyin. O nedenle salatayı baş tacı yapın. Ancak içine yağ, mayonez ve salata sosu koymayın. Nar ekşisi, limon, sirke ve 1 tatlı kaşığını geçmeyecek şekilde yağ ekleyebilirsiniz. Su oranı yüksek olan ıspanak, pazı, kara lahana, yeşil fasulye gibi sebze yemeklerine sofranızda daha çok yer açın. Bu sebzeleri pişirirken kıymalı veya yumurtalı olarak hazırlamak besin kalitesini yükseltir. Ama eğer kıymalı yemek sevmiyorsanız yanında ayrıca köfte olarak hazırlayabilirsiniz.

5)Taze sıkılmış meyve suyu, ayran, maden suyu ve şekersiz bitki çaylarını içecek olarak tercih etmekte fayda var.

6)Yağlı yiyeceklere karşı dikkatli olun. Kızartmalar, pastane ürünleri, kurabiyeler, kıymadan yapılan etler, cipsler, çerezler, kremalı yiyecekler kalori oranları yüksek yiyeceklerdir. Küçük miktarda yenildiğinde çok fazla kilo yapabilir.

7)Süt veren annenin gece kalkmaları nerede ise bir rutindir. Emzirmek ayrıca enerji ihtiyacını artırır. Ancak geceleri kalktığınızda karnınız zil çalsa bile sakın ağzınıza bir lokma koymayın. Çünkü gece insan vücudu depolamaya daha eğilimlidir. Gece yediğiniz bir lokma gündüz yediğiniz 10 lokmaya bedeldir. Çok acıkırsanız sadece 1 bardak su için ve sabah güzel bir kahvaltı yapacağınızı hayal edin.

8)Emziklilik dönemi kilo vermek için bulunmaz bir fırsattır aslında. Çünkü insan vücudu süt yapmak için bir enerji harcar. Harcanan bu enerji özellikle ilk 2 ayda çok fazladır. Nerede ise günde 2 saatlik spor yapmaya bedeldir. O nedenle doğru yiyecek tercih yapmayı bilirseniz biraz da hareketinizi artırırsanız haftada 1- 1,5 kilo kaybedebilirsiniz.

9)İşte size sütünüzü artıracak, bebeğinizin gazını alacak bir tarif: 1 yemek kaşığı rezene, 1 yemek kaşığı ıhlamur, 1 yemek kaşığı papatya, 1 tatlı kaşığı tane kimyon ve 1 tatlı kaşığı anason. Porselen bir demliğe bu ölçülerde bitkileri koyun ve üzerine 2 fincan kaynar su ekleyin. Demliğinizin üzerine bir havlu ile kapatın. Yemeklerden hemen sonra bu çayı içtiğinizde bebeğinizin gazı daha az olur. Sizin de sütünüz daha bol olur.

10)Tuzlu yiyecekler, her ne kadar su ihtiyacını artırarak su içmeyi teşvik etse de vücuda bazı zararlar verebilir. Turşu, salamura yapılmış yiyecekler, tuzlu çerezler, şarküteri ürünleri, hazır soslar, tuzlu peynirler ve zeytinler gizli tuz oranı yüksek besinlerdir. Bu besinler eğer çok tüketilirse tuz vücuttan atılırken kemikten kalsiyum çekeceği için kemik erimesi yapabilir. Özellikle gebelik ve lohusalıkta kalsiyum ihtiyacı artar. Eğer fazla tuzlu yenirse bu durum kişinin ayrıca kalsiyum ihtiyacını artırarak kemik erimesini tetikleyebilir. O nedenle tuz oranı yüksek besinlerden kaçınmakta fayda var.

K : Hastane.com.tr

Bartholin Kisti (Absesi)

Bartholin bezleri vaginanın girişinde bulunur ve mukus salgılar. Bezlerden birisinin kanalı tıkandığında kist denilen şişlik oluşur. Kist enfekte olursa püy içeren abse oluşur. Genellikle tek taraflıdır. Bartholin guddesinin dışa açılan kanallarının iltih

Nedenler
Olguların çoğunda neden olan organizma gonokoksik (Bel soğukluğu)'dir. Diğer mikroorganizmalarda bu tabloya neden olabilir. İnfeksiyon başlarsa kanallar tıkanır, cerrahatli salgı dışarıya akamaz ve kanallarda birikir.Gudde dokusu abseleşmeye her zaman iştirak etmeyebilir.

Şikayetler
Akut devrede asıl ve en bariz belirti, bezin şiş ve ağrılı olmasıdır. Pürülan bir akıntı yumuşak bir bası ile kanaldan dışarı çıkabilir veya kendi kendine akabilir. Kendini flüktüasyon ile belli eden abse sık rastlanılan bir bulgudur ve eşlik eden ödem tüm vulvanın şişmesine neden olabilir.

Tedavi
Abse oluşuncaya kadar konservatif tedavi yapılmalıdır.Yatak istirahatı,durumuna göre buz veya sıcak tamponlar, antibakterial ajanlar gereklidir. Abse oluşumu kesin ise ameliyathane koşullarında ve genel anestezi altında (zira oldukça ağrılı bir işlemdir) insizyon yapılarak drenaj gereklidir.Tekrarlayan olgularda kesenin marsupyalizasyonu yapılmalıdır. İnsizyon kenarlarının abse kesesi kenarlarına dikilmesi işlemi olup hem bez fonksiyonlarının koruyan hem de nüksler oluşmasının önler.Cep yapmak anlamına gelen bu olguda bezin salgıladığı sıvının dışarıya akması sağlanır.

Bazen ameliyat sırasında kist boşluğuna bir gazlı bez tampon olarak konulur.Bu tampon kistin akmasını sağlar ve tekrar kapanmasını önler. Ertesi gün tampon çekilir.Diğer bir yöntem kist açılır boşaltılır içi oksijenli su ile yıkandıktan sonra içine küçük bir nitrat d'argent kalemi konulur ve kistin iki ucu krome katgüt ile sütüre edilirek sütürler 1 cm uzunluğunda bırakılır. 2-3 gün sonra uzun bırakılan bir sütür materyali çekilirse kolayca tüm kapsül dışarıya alınır.

Ameliyat sonrası ağrı kesicilerle ağrılar kontrol edilir.
Hastanede ortalama 24-48 saat kalınır ve 2-3 gün içerisinde normal aktivitelere dönülür.

Hepinize sağlıklı günler dileriz.

Kaynak Prof.K Arısan Jinekoloji

 
fx15 rephair formoline epila tüy dökücü indir diyet zayıflama